Trafik Kazası Halinde Yasal Haklarınız

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. Maddesi’ne göre trafik kazası “Karayolları üzerinde bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve zararla sonuçlanmış olaydır.” Trafik kazaları ülkemizde her yıl binlerce insanın canına mal olmaktadır. Gerek sürücü hataları gerek yolların durumu gerekse dikkatsiz yayalar her yıl yüzlerce kazaya sebebiyet vermektedir. Karayolları Trafik Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Borçlar Kanunu bu konuda ağır yaptırımlar öngörse de bu yaptırımların hiçbiri bu kazaların önüne geçememekte ve maalesef binlerce kişi ciddi zararlara uğramaktadır. İşte burada bu tür kazalardan kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmini sorunu ortaya çıkmaktadır.

Trafik kazası geçiren kişiye uğradığı zararı tazmin için hukuk sistemimiz ciddi imkânlar tanımışsa da vatandaşlarımız bu hakların varlığından dahi haberdar değillerdir. Uğranılan trafik kazası sonucu zarara uğrayan şahıs bu zararın tazmini için önemli imkânlara sahiptir. Örnek vermek gerekirse gece vakti ışıklandırması olmayan bir yolda ilerleyen sürücü uyarı tabelası olmayan köprü, kavşak vb. bir durumla karşılaşır ve kaza geçirip bir zarara uğrarsa bu zararını devletten tazmin edebilir. Zira devletin bu tür yollarda gerekli uyarı levha ve tabelalarını koymak gibi ciddi bir yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülüğüne uymayan İdare (devlet) vatandaşa tazminat ödemekle yükümlüdür. Bu husus birçok yüksek mahkeme kararı ile de sabittir. Örnekten de anlaşıldığı gibi trafik kazasında zarar tazmini için karşılıklı iki kişinin kaza geçirmesine lüzum yoktur. Devletin bu tür eksiklikleri sonucu kazaya uğrayan şahıs dahi zararını tazmin edebildiğine göre her gün onlarca alkollü, agresif, acemi, dikkatsiz sürücü veya yayanın neden olduğu kazalardan oluşan zararların tazmini çok daha anlaşılabilir olmaktadır.

Ölümlü trafik kazalarında zarara uğrayanların talep edebilecekleri tazminatların neler olduğu kanunda açıkça zikredilmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 53. Maddesi’ne göre “Ölüm halinde ölenin mirasçıları; cenaze giderlerini, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderlerini ve ölenin desteğinden yoksun kaldıkları miktarı tazminat olarak talep edebilirler.” Kanuna göre ölüm halinde tazmin edilebilecek zararlar 3 başlık altında toplanmıştır. Bu başlıkları biraz açarsak;

1- Cenaze Giderleri: Ölümlü trafik kazalarında ölenin mirasçılar ölümden dolayı ortaya çıkan cenaze masraflarını kazaya sebep olan kişi veya kurumlardan talep edebilirler. Bu cenaze masrafları için defin masrafları, cenazenin bir yerden başka bir yere taşınması vs. gibi zararlar girmektedir.

 2- Ölüm Hemen Gerçekleşmemişse Tedavi Giderleri: Ölümlü trafik kazalarında ölüm hemen gerçekleşmemiş ve kazaya uğrayan kişi hastanede bir dönem tedavi görmüş ve ardından ölmüşse bu süreçte yapılan tedavi giderleri kazaya sebep olan kişi veya kurumlardan talep edilebilir. Bu masrafların içine hastane masrafları, ameliyat masrafları ve ilaç masrafları girmektedir.

3- Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: Ölümlü trafik kazalarından ölen şahsın mirasçıları kazaya uğrayan kişiden gördükleri destek oranında kazaya sebep olan kişi veya kurumlardan tazminat talep edebilirler. Örnek vermek gerekirse bir aile babasının geçirdiği kaza sonucunda ölmesi halinde bu şahsın maaşı ve ortalama yaşam süresi dikkate alınarak bir tazminata hükmedilir. Ölen şahsın mesleki nitelikleri, yaşı ve yaptığı iş bu tazminatın belirlenmesinde ciddi bir önem arz etmektedir. Olayı daha da somutlaştırırsak 40 yaşında ve aylık 1.500,00 TL geliri olan bir şahsın trafik kazası neticesinde ölmesi halinde ortalama yaşam süresi 65 olarak alınır ve bu şahsın ailesine 25 yıl daha bakabileceği varsayılarak 25 yıllık süre için bir tazminata hükmedilebilir. Bu tazminatı ölenin ailesi talep edebileceği gibi ölenle hiçbir bağlantısı olmayan 3.şahıslar dahi ölenin desteğini aldıklarını ispatlarlarsa bu tazminatı talep edebilirler. Çocuk ölümlerinde de ölen çocuğun ailesi kazaya sebep olan kişi veya kurumlardan destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler. Bu tazminat belirlenirken çocuğun ileriki dönemlerde ailesine yapacağı katkı göz önüne alınarak bir tazminata hükmedilir.

Türk Borçlar Kanunu’nda bahsedilen ve yukarıda açıkladığımız zararlar maddi tazminat kapsamında olup ayrıca birde manevi tazminat hususu vardır. Ölenin ailesi ölümden dolayı içine düştükleri acı, keder, ızdırap ve elemden dolayı uğradıkları manevi zararları kazaya neden olan kişi veya kurumlardan talep edebilirler. Ölenin ailesi ve yakınlarının için düştükleri bu acının bir nebze olsun hafiflemesi için manevi tazminat kurumu öngörülmüştür. Manevi tazminat kurumunda zarar belirlenirken kanun koyucu hâkime geniş bir takdir yetkisi vermiştir. Hâkim olayın özelliklerini, ölenin ve ailesinin sosyoekonomik durumlarını, kazanın ve ölümün aile üzerindeki etkisini göz önüne alarak bir tazminat belirler.

Ülkemizde her gün yaklaşık 600 ve her saat 25 trafik kazası olmakta günde maalesef 5-20 kişi vefat etmekte, 200 kişi de yaralanmaktadır. Özellikle Ramazan ve kurban bayram tatilleri sonrasında ve öncesinde bu rakam artmaktadır. Dikkatli sürüş güvenliği eğitimi, aracınızda aktif kaza emniyeti ve pasif emniyet tedbirleri alınmalıdır.

Kaza sonrası ne yapmalıyız ?

Kaza sonrası, soğukkanlılığımızı yitirmeden “önce can güvenliği”, prensibi gereğince yaralı varsa ilkyardım vs. yapmalıyız. Kaza sonrası olay yerinde gerekli güvenlik önlemlerini (reflektör, 4 lüleri yakma vs.) mutlaka alınız. Kaza sonrası 2. bir kaza olması ihtimali çok yüksektir. Bir kazadan daha kötüsü 2. bir kazadır.

Sadece maddi hasarlı kaza ise araç sürücülerinin tutanak tutması yeterlidir. (Fakat resmi devlet araçlarının karıştığı kazalarda polis/jandarma tutanağı aranmaktadır.)

Yaralama, ölüm varsa veya anlaşamıyorsanız polis veya jandarmayı arayınız.

Kaza tutanağı düzenledikten sonra, Araçların ruhsatları, Sigorta poliçeleri ve hemen hemen artık herkeste bulunan cep telefonlarınızı kullanarak hasarlı araçların, kazanın meydana geldiği çevrenin fotoğraflarını çekmelisiniz. Sonrasında ise sigorta şirketini arayarak durumu ihbar ederek; hasar dosyası açtırınız. Tedavi belgelerini hastaneden almayı unutmayın. Gider makbuzları da çok önemli.

KASKO İLE ZORUNLU SİGORTA NEDİR

Zorunlu trafik sigortası yapıldığı aracın zararını karşılamaz sadece zarar verdiği diğer aracın ya da kişinin zararını karşılar.

Kaskonuz ise sizin zararınızın tamamını ve karşı tarafın kusuru ve teminat oranında zararını ödeyecektir. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ise kusurlu olan aracın zararını ödemez.

KUSUR DURUMUNA NASIL İTİRAZ EDEBİLİRİZ.

Mahkeme yoluna başvurarak veya TRAMER kaza tutanaklarınızı inceleyip kusur durumunu inceleyecek varsa itirazlarınızı Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdindeki SİGORTA TAHKİM KOMİSYONUNA kusur durumuna ait tespit için İTİRAZ EDEBİLİRSİNİZ.

Sigorta Poliçesi yoksa ya da kazaya karışanı tespit edememişseniz, ne yapmalıyız
Kazaya karışan aracın poliçesi yoksa ya da tarihi geçmişse ya da vurup kaçmışsa
+Tedavi giderlerinizi
+Sakatlık tazminatınızı
+Ölüm varsa destekten yoksun kalma tazminatı zararlarınızı Güvence hesabından talep edebilirsiniz.
Araçtaki hasarlar, manevi tazminat talepleri GÜVENCE HESABI nın dışındadır ve ödeme yapılmamaktadır.

Tazminattan kimler sorumludur.

Kazayı yapan şoför, araç ruhsat sahibi, (işleteni) tazminattan birlikte müteselsilen sınırsız sorumludur. Yine aynı şekilde sigorta şirketi (ZMMS-KASKO) de limitleri dahilinde maddi tazminattan sorumludur. Manevi tazminat kural olarak sigorta sorumlu değildir. Fakat poliçesinde manevi tazminat klozu bulunan aracın karıştığı kazada sigorta manevi tazminatı da ödemektedir. Örneğin X Nakliyat yazan kamyonun karıştığı kazada, şoför,..nakliyat şirketi, aracın ruhsat sahibi vs. sorumludur.

Kaza mağduru iseniz bizi arayınız diye size gelenlere sakın inanmayınız. Mağduriyetiniz artabilir. Dava yoluyla sadece avukatlar takibini yapabilir, başka bir meslek grubu yoktur.

Trafik kazası olması halinde Ne gibi haklarınız vardır;

1-Maddi tazminat ( Sigorta şirketlerine başvurarak poliçe teminatları dahilinde zararlarınızı karşılama imkanı vardır…) Bu tazminata; tedavi giderleri, çalışamamaktan dolayı kazanç kaybı, sakatlık varsa malüliyet tazminatı, ölüm varsa destekten yoksun kalma tazminatı, araç ticari taksi, minibüs gibi ise aracın çalışamadığı günlere ait kazanç kaybı, aracın kaza geçirmesi sebebiyle araçta olan değer kaybı vs. dahildir.

Manevi tazminat (Ruhsal bütünlüğünüz bozulduğu için üzüntünün biraz olsun giderilmesi, suçlunun cezalandırılması için verilmektedir. Manevi tazminat belirlenirken; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının dikkate alınarak belirlenir. Son zamanlardaki Yargıtay içtihatları, sorumlunun kusurlunun caydırılması için tazminat miktarlarının artırılması yönündedir.)

Trafik kazası aynı zamanda iş kazası ise SGK dan malüliyet aylığı ve kazaya sebep olan kişiden aynı zamanda da işverenden maddi manevi tazminat alınabilmektedir.

2.Ceza davası (yaralanma, ölüm hallerinde polis, savcılık, mahkeme aracılığıyla hakkınızı aramalısınız. Olay sonrası tanıklarınızı bildirip dinletmeniz lehinizedir.

Trafik kazasında yaralanma varsa 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca kazanın oluşumuna sebebiyet veren kişi 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kazada yaralanan kişide “kemik kırığı”, “organların işlevinin sürekli azalmasına” “yüzünde sabit bir iz kalmasına” ,”yaşamsal tehlike varsa” vs. hallerinde kişi 4,5 aydan 1,5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
++Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, kişi 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası artırılır ile cezalandırılır.
++Kusurlu olarak trafik kazasında bir kişinin ölümüne sebep olanlar TCK 85. Maddesine göre, 2 ila 6 yıl arası hapis cezası ile cezalandırılır.
++Eğer trafik kazası sonucunda 1’den fazla insanın ölümü ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
++ 5271 SAYILI CMK 231/5. MADDESİ UYARINCA (EKLENMİŞ FIKRA RGT: 19.12.2006 RG NO: 26381 KANUN NO: 5560/23) (5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, (DEĞİŞİK İBARE RGT: 08.02.2008 RG NO: 26781 KANUN NO: 5728/562) (KOD 1) iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. Bunun için mağdurun zararının giderilmesi, kişinin sabıkasız olması gerekir. Mahkeme 5 yıllık bir denetim süresi belirler, sanık suç işlemezse verilen hüküm; davanın düşürülmesiyle ortadan kalkar. .

Zamanaşımı süresi ne kadardır.

• Trafik kazası sebebiyle maddi manevi tazminat talepleri 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 109. maddesi uyarınca “ Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.”

• Zarara yol açan eylemin aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğmuş olması durumunda o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir.

Örneğin 765 sayılı TCK zamanında yani 01/06/2005 öncesi kaza meydana gelmişse ve bu kazada ölü ve aynı zamanda yaralı varsa ceza zamanaşımı olan 10 yıl için tazminat davası açma hakkı vardır.

• Kazada sadece ölüm varsa 5 yıl ceza zamanaşımı süresi içinde tazminat davasını açmanız gerekir.

• Dava konusu olay, olay gününde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 85/1. maddesinde tanımlanan taksirle bir kimsenin ölümüne yol açmak olup desteğe çarparak ölümüne neden olan davalı hakkında uygulanacak ceza davasındaki dava zamanaşımı süresi, aynı yasanın 66/1-d maddesi uyarınca 15 yıldır.

• Taksirle yaralama halinde 5237 sayılı yasayanın 89. maddesine göre dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

• Uzatılmış ceza zamanaşımı süresi zorunlu trafik sigortası hakkında da uygulanması gerektiği gibi zorunlu trafik sigortası tespit edilmeyen araç için de trafik garanti fonu hesabına karşı açacağınız davalarda da uygulanır.

• Kişi yolcu olarak araçta bulunuyor yani taşıma sözleşmesi varsa KTK hükümleri değil, TTK’nun 762 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekmektedir. Buna göre, yolcu taşıma sözleşmelerinden kaynaklanan ölüm veya cismani zarara ilişkin davalar, TTK’nun 767/5. maddesi yollaması ile BK’nun 125. maddesi gereğince on yıllık zamanaşımına tabidir.

İşçinin karıştığı kazadaki ibranamenin durumu

1-6098 sayılı TBK a göre işçinin trafik kazası sonucunda ölmesi halinde ibraname imzalaması halinde haklar zayi olmamaktadır. Yeni yasal değişikliklere göre trafik kazasında işçinin ölmesi halinde ibraname ile haksızlığın önüne geçilmiştir. TBK 420. maddesine göre – İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu halde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur. İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dahil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanır. Bu maddeye göre örneğin şoför bulunan bir kişi işverenin aracıyla ya da evine işveren servisi ile giderken ölen işçinin yakınlarına tazminatın tam olarak ödenmesi yasa hükmüdür. Bir kısım parayı verip haklarımın tamamını aldım diye imzalatılan ibraname hükümsüzdür. Paranın banka kanalıyla ödenmesi şarttır. Ölenin hak sahipleri bu alacaklarını tazminat davası ile talep edebilirler. İBRANAME KİŞİYİ KURAL OLARAK BORÇTAN KURTARIRSA DA BU HALDE BORÇTAN KURTARMAZ.

Dava açılırken daha az harç ödenmektedir.

2– 1 Ekim 2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununa göre tazminat davasında normal daha az harç ödenmektedir. 6100 sayılı HMK ve harçlar kanunu uyarınca “Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat davaları”nda peşin harç yatırırken normal davalara göre 1/5 oranında harç ödeyeceklerdir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile Olayda işletenin kendisine ait araçta yolcu olarak bulunduğu sırada sürücünün tam kusuruyla ölümü sonucu geride kalanların tazminat istemesi söz konusudur. Normalde işleten araç sahibi şoförünün kusurundan tam sorumludur. Fakat Yargıtay bu durumu esnetmiştir.

Yargıtay T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas: 2011/17-787 Karar: 2012/92 Karar Tarihi: 22.02.2012 ile “dolayısıyla tam kusurlu araç şoförünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği; aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten tam kusurlu, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, davalı sigorta şirketinin zararın tamamından sorumlu olduğu ve davacıların davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecekleri, oyçokluğu ile kabul edilmiştir. “ yine

Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E, 2011/411 K sayılı ilamında, mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün mirasçılarının açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davasında da, Kanunun kapsam dışılığını düzenleyen 92. maddesinde, araç şoförünün desteğinden yoksun katanların isteyebileceği tazminatların kapsam dışı olduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmediği ve sürücünün desteğinden yoksun kalanların üçüncü kişi olduğu kabul edilerek zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tazminat talep edebilecekleri kabul edilmiştir.
• İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur,> Hal böyle olunca; aracı kullanan şoförün tam kusuruyla meydana gelen kazada, aynı zamanda onun eyleminden sorumluluğu nedeniyle kendisi de tam kusurlu kabul edilen işletenin ölümü nedeniyle talep edilen destek zararının, ölenin değil üçüncü kişi durumundaki destek tazminatı isteklilerinin zararı olduğu kabul edilmelidir.

• Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan işleten üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden, bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez. Bu nedenledir ki, Özel Dairenin davacıları üçüncü kişi kabul etmesine karşın, zararlarını ve buna bağlı tazminat haklarını muris üzerinde doğmuş bir hak olarak kabul etmesi ve bu kabul şekline göre vardığı sonuç çoğunlukça kabul görmemiştir.

• 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten tam kusurlu, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, davalı sigorta şirketinin zararın tamamından sorumlu olduğu ve davacıların davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecekleri, oyçokluğu ile kabul edilmiştir.

TRAFİK CEZASINA İTİRAZ YOLU 

Hayatımızın büyük bir bölümü trafikte araç kullanarak geçmektedir. Trafiğin düzenli olabilmesi için belirli kuralların olması evrensel bir ihtiyaçtır. Bu kuralların oluşturulması ve kurallara uymayarak gerekli cezai işlemi uygulamak bir gerekliliktir.

Ülkemizde trafik mevzuatı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu  4925 sayılı Karayolları Taşıma Kanunu, yönetmelik, yönerge, ve genelgelerle düzenlenmiştir.

Bu nedenle tarafımıza trafik zabıtası tarafından Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı düzenlendiği ve haklı olduğumuzu düşünüyorsak yapmamız gereken işlemleri aşağıda sizler için sıraladım.

Tarafınıza (yüze karşı )Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı düzenlendiği zaman trafik zabıtası bu cezanızı sürücü belgenize düzenlemekte ve bu cezalar ile ceza puanı uygulanmaktadır. İtirazınız olması durumunda trafik zabıtasına bu itirazınızı haklılık noktasını anlatınız. Trafik Cezası düzenlenirse iptali için ilk önce yapmanız gereken itirazınızı belirten bir dilekçe ile cezayı düzenleyen trafik kuruluşuna başvurabilirsiniz. Bur da direk mahkemeye de başvurabilirsiniz.

Yetkili ve Görevli Mahkemenin Tespiti:

5326 sayılı Kabahatler Kanununun 27. Maddesindeİdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun ihlal eden sürücü ve araç sahiplerine düzenlenen Trafik İdari Para Ceza Tutanakları muhatabına tebliğ edildiği tarihten 15 gün sonra kesinleşir, kesinleşen tutanağa itiraz edilmesi durumunda mahkeme bahse konu ceza tutanağına yasal süre içerisinde itiraz edilmediğini gerekçe göstererek davanın reddine kararı verecektir.

Ancak: Trafik zabıtası tarafından, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun ihlal eden sürücülere düzenlenen idari yaptırım kararı ile birlikte idari tedbir uygulanmasına itiraz edilmesi durumunda davanın İdari yargı menciğinde görüleceği bu nedenle 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunun 7. Maddesinin 1. Fıkrasında dava açma süresi, otuz gün olarak belirlenmiştir. Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş olması halinde bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesini engellemez; ancak, mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir. Başvuru, bizzat kanuni temsilci veya avukat tarafından sulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. Başvuru dilekçesi, iki nüsha olarak verilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa istinaden düzenlenen Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağına itiraz edilmesi durumunda sulh ceza mahkemesine ceza tutanağının muhatabı ve yasal temsilcisi dilekçe ile itiraz eder İdari Tedbir olması durumunda (araçların trafikten men edilmesi veya sürücü belgelerine geçici olarak el konulması) idare Mahkemesine başvurunun yapılması gerekmektedir. Başvuru dilekçesinde, idari yaptırım kararına ilişkin bilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller açık bir şekilde gösterilir. Dilekçede ayrıca, başvurunun süresinde yapılmasını engelleyen mücbir sebep dayanaklarıyla gösterilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa istinaden düzenlene Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağına itiraz edilmesi durumunda gerekli belgeler başvuru dilekçesi, ceza tutanağı, tebligat mazbatası, ceza tutanağının yasal olmadığını belirten yasal bilgiler yetkili mahkemeye verilir. İdarî yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde, bu karara karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun istinaden Mahkemelerin İdari yaptırım uygulaması yoktur bu konuda sadece aynı kanunun 48/5 maddesine beş yıl içerisinde üçüncü kez alkollü araç kullanma suçunun ihlal edilmesi durumunda Sulh Ceza Mahkemesi sürücü belgesine beş yıl süre ile geçici olarak el koyar bu cezaya itiraz edile bilir itiraz edilmesi durumunda 7 gün içerisinde kararı veren mahkemenin bulunduğu yerde ki Ağır Ceza Mahkemesine dava açılır. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği karar kesin olup; bu kararda itiraz edilmesi durumu sadece 5271. sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 309. Maddesinde belirtilen Kanun Yararına Bozma talebi ile Yargıtay ceza dairesine dava açılır. Soruşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı başvuru da bu itiraz merciinde incelenir.

Yukarıdaki belirtilen 6. Fıkranın açıklamasını örnekle açıklama daha doğru olacaktır.

Ölümlü veya yaralanmalı trafik kazasına kazaya neden olan şahıs savcılığa sevk edilir Cumhuriyet savcısı Türk Ceza Kanunun 179. Maddesinden sulh ceza mahkemesine dava açar mahkeme iddia makamının talebi doğrultusunda mevcut dosyayı inceler kazaya neden olan şahsın suçlu olmadığı kabahat işlediğini belirtir ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddesinden işlem yapılmasını ister böyle bir karar iddia makamı (cumhuriyet savcısı) ve suçtan zarar görenler kararı veren sulh ceza mahkemesine itirazda bulunur. 7. gün içerisinde itiraz edilmemesi durumunda karar kesinleşir ve gereği yapılmak üzere savcılık makamına gönderilir savcılı mahkemenin bu kararını trafik zabıtasına gönderir ve trafik zabıtası mahkemenin kararına istinaden idari yaptırım kararı uygular bu karar itiraz edilmesi durumunda ise dava daha önce bu kararı veren mahkemede görülür.

İdari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görülür.

5326 sayılı Kabahatler Kanunun, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun getirdiği en önemli konuların başında İdari yaptırım ve idari tedbir kararının iptali konusunda yargı yolu seçiminin nasıl yapılacağı ya da trafik İdari para cezasının iptali için Adli yargı yolunun mu yoksa idari yargı yolunun mu seçimi konusundaki yaşanan tereddüdün çözümü konusunda aşağıda belirtilen kanun maddeleri alıntı yaptığım makale ve konuya ilişkin yüksek yargı makamlarının verdiği içtihat kararları örnek olarak gösterilmiştir.

İdari Tedbir (sürücü belgesine el konulması) ve İdari yaptırım (İdari Para cezası) kararının bir arada verilmesi durumunda ve itirazın sulh ceza mahkemesine yapılması durumuna ilişkin yargı kararları (Ek. 2 ve Ek.4) te sunulmuştur.

Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağına ve İdari tedbire İtiraz edilmesi

Sadece Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağına itiraz edilmesi ise Sulh Ceza Mahkemesine 15 gün içerisinde dava açılacaktır.
Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı ile sürücü belgesine el konuldu ve ya araç trafikten men edildiği durumda İdare Mahkemesine 60 gün içerisinde dava açılacaktır.

Not: İdare Mahkemesine açılan davada, mutlaka işlemin tamamının iptali talep edilmelidir.

TRAFİK KANUNU AÇISINDAN İTİRAZ BAŞVURUSUNUN İNCELENMESİ

5326 sayılı Kabahatler Kanununun 28. Maddesinin 1. Fıkrasında başvuru üzerine mahkemece yapılan ön inceleme sonucunda;

İptal davasını Sulh Ceza Mahkemesine Açılması:

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa istinaden düzenlenen Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağına itiraz edilmesin durumunda yetkili mahkeme itiraza konu ceza tutanağının sorumluluk alanında olup olmadığı kontrol eder ve sorumluluk alanında olması ve görevli olduğunun anlaşılması durumunda başvurunun usulden kabulüne karar verir.

Konuyu örnekle açıklarsak:

İstanbul ili Kadıköy ilçesinde kırmızı ışık ihlali yapan ve aracın tescil plakasına 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa istinaden düzenlenen Trafik İdari Para Cezasına Bakırköy sulh ceza mahkemesine itiraz edilsin böyle bir durumda Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 12. Maddesinde belirtilen davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir hükmü gereği dava dosyasına yetkisizlik kararı vererek dosyayı Kadıköy Sulh Ceza Mahkemesine gönderir.

İstanbul ili Kadıköy ilçesinde alkollü olarak araç kullanan ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun istinaden Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı düzenlenen ayrıca sürücü belgesine el konulan sürücü işlemin iptal için İstanbul Sulh Ceza Mahkemesine dava açması durumunda mahkeme 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 5. Maddesi Davaya İddianamenin kabulünden sonra; işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunun 27 maddesi 8. Fıkrasında İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görülür. Hükmü gereği dava dosyasına görevsizlik kararı vererek dosyayı İstanbul İdare Mahkemesine gönderir.

Yukarıda belirtilen örnekler çerçevesinde mahkemelerin dava dosyalarını usulden kabul etmeleri durumunda başvuru dilekçesi ilgili kuruma gönderilir. İlgi kurum başvuru dilekçesine 15 gün içerisinde cevap verir. Bu durum sulh ceza mahkemesinin davaya bakması durumunda geçerlidir.

Yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde davanın sulh ceza mahkemesine açılması durumunda mahkeme davanın kabulü ile Trafik İdari Para Cezasının iptaline ya da davanın reddine karar verir mahkeme ceza tutanağını iptal etmesi durumunda ceza tutanağının 3000 Türk Lirası altında olması durumunda karar kesin verilir böyle bir karara idarece itiraz edilmesi durumunda dava dosyası 5217 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. Maddesine istinaden kanun yararına bozma talebi ile Yargıtay ceza dairesine gönderilir. 3000 Türk Lirası üzerinde verilen iptal kararlarına karşı Muhakemat Müdürlüğü aracılığı ile Ağır Ceza Mahkemesine iptal davası açılır mahkemenin davayı kabul etmesi ve ya red etmesi durumunda verilen karar kesindir.

Davanın İdare Mahkemesine açılması durumunda

Mahkeme yürütmenin durdurulması kararı verirse bu karar derhal uygulanır işlemin iptal edilmesi durumunda Danıştay nezdinde dava açılabilir.

TRAFİK KANUNU AÇISINDAN MAHKEMENİN VERDİĞİ KARARA İTİRAZ YOLU

5326 sayılı Kabahatler Kanununun 29. Maddesinin 1. Fıkrası gereği Sulh Ceza Mahkemelerinin 3000 TL altında olan cezalarda iptal ya da red karar vermesi durumunda bu kararın kesin olması nedeni ile itirazı kapalıdır. Bu karara sadece 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanun 309. Maddesi gereği kanun yararına bozma yoluna gidilebilmektedir.

Fakat Yargıtay Ceza Dairesi genellikle kabahat eylemi nedeni ile verilmiş kararlarda kanun yararına bozma yolunu gitmemektedir..

3000 TL üzeri verilen Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanaklarının Sulh Ceza Mahkemesince İptal ve ya red edilmesi durumunda bu kararın iptali için Ağır Ceza Mahkemesine dava açılır bu durum da mahkemenin verdiği karar da kesindir. Bu karar içinde de 5271. Sayılı Ceza Muhakemesi Kanun 309. Maddesi gereği kanun yararına bozma yoluna gidilebilmektedir.

İdari davalarda durum farklıdır, İdarenin İdari tedbir ve idari yaptırımlarının iptali için idari yargılama husul kanunu da belirtilen usul uygulanmaktadır.

Son olarak İç yargı yolunda son nokta ANAYASA MAHKEMESİDİR.