Hukuk devleti ilkesi, İdarenin hukuka bağlılığını ve idari faaliyetlerin hukuk kuralları içinde yürütülmesini gerekli kıldığına göre, İdarenin ve idari faaliyetlerin hukuk tarafından düzenlenmesi ve yargı yolu ile denetlenmesi zorunludur.

     İdare Hukuku, sürekli gelişim ve değişim içinde olma özelliği dolayısıyla, tedvin edilememiş bir hukuk dalıdır. Zaman ile ortaya çıkan yeni şartlar ile idare hukuku da sürekli gelişim ve değişim göstermektedir.

     Ancak, İdare Hukuku’nun tedvin edilememiş olması, onun tıpkı Anglo-Amerikan ülkelerindeki genel ve ortak hukuk gibi emsal yargı kararlarına dayanan bir hukuk olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, İdare alanında idari faaliyetleri, idari örgütleri, idarenin yetki ve görevlerini, kamu görevlilerini vs. düzenleyen yüzlerce kanun mevcuttur. Fakat bu kanunlar, İdare Hukuku’nun kurallarını içeren, temel ilkelerini koyan, İdare Hukuku’nun tüm sorunlarını ve konularını bir bütün olarak kavrayan ve düzenleyen kanunlar değildir.

     Gerçi İdare Hukuku’nu tedvin etme konusunda bazı denemelerde bulunulmuştur. Ancak bu denemeler başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bunun nedeni, devletin idari fonksiyonunun gelişmesine paralel olarak İdare Hukuku’nun da sürekli değişim göstermesinde toplanmaktadır. Bugünün devleti, sadece asayişi ve yurt savunmasını sağlamakla ödevli devlet değil; vatandaşlarına devamlı hizmet sunmakla ödevli ve vatandaşlara sunacağı hizmetleri her gün artan bir devlettir. İşte idari hizmet ve faaliyetlerin her geçen gün artması ve idari fonksiyonun günden güne gelişmesi, İdare Hukuku’nun da tedvin edilerek tek bir metin halinde toplanmasını imkânsız hale getirmektedir.

     İdare Hukuku’nun kanunlaştırılamaması dolayısıyla ortaya çıkan metin boşluk ve eksiklikleri mahkeme içtihatları ile doldurulmaktadır. İdare Hukuku, bu içtihadi niteliği dolayısıyla, idari faaliyetlerin gelişimine kolayca uyum sağlayabilmektedir.

     İdare Hukuku’nun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar genel mahkemelerin (adliye mahkemelerinin) oluşturduğu adli yargı düzeni içinde değil, idari yargı düzeni içinde çözülür. Ülkemizde, idari yargı düzenini bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri, Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi oluşturmaktadır.