3 Temmuz 2018

Çocuk ve adalet sistemi (ceza yargılamasında çocuk)

Özet   Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi, ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulmalıdır. Ayrıca hiçbir […]
3 Temmuz 2018

TBB Meslek Kuralları ve Avukatın Hak ve Sorumlulukları

Özet   Tarih boyunca en şerefli ve en itibarlı mesleklerden olan avukatlık mesleğinin saygınlığını korumak, geleneklere bağlı ve en mükemmel şekilde icra edilmesine ışık tutmak amacıyla; […]
3 Temmuz 2018

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve HAGB kararlarına itiraz

Özet   Ceza politikasına esneklik kazandıran faydalı bir kurum olan “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)” uygulaması ceza usul kanunumuzda yerini bulmuştur. Bu çalışmanın amacı, HAGB’nin şartları […]
3 Haziran 2016

Avukatla Çalışma Zorunluluğu

Avukatla Çalışma Zorunluluğu Avukatlık mesleğinin amacı, hukuki ilişkilerin düzenlenmesini, her türlü hukuki sorun ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak […]
29 Mayıs 2016

Trafik Kazası Halinde Yasal Haklarınız

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. Maddesi’ne göre trafik kazası “Karayolları üzerinde bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve zararla sonuçlanmış olaydır.” Trafik kazaları […]

Boşanmada Mal Paylaşımı Nedir?

Boşanmada mal paylaşımı, evlilik birliğinin mahkeme kararı ile sona ermesinden sonra, kural olarak evlilik içinde edinilmiş malların eşit bir şekilde paylaşılması esasına dayanır. Mal paylaşımı davası, BOŞANMA DAVASI  ile birlikte açılamaz. Mal paylaşımı davasının boşanma davası ile aynı anda, fakat ayrı bir dava şeklinde açılması halinde; mahkeme, boşanma davasının kesinleşmesini, mal paylaşımı davası için bekletici mesele yapar. Yani, önce boşanma davası yargılaması yapılır, boşanma kararı kesinleştikten sonra mal paylaşımı davası görülmeye başlanır.

Mevcut Medeni Kanun’unun yürürlük tarihi 01.01.2002’dir. Mal paylaşımı konusunda 01.01.2002 tarihinden önceki dönemin tabi olduğu hukuki kurallar ile bu tarihten sonraki dönemin tabi olduğu hukuki kurallar tamamen farklıdır.

  • Birinci Dönem: 01.01.2002 tarihinden önce satın alınan mallar kimin üzerine kayıtlıysa mal ona ait sayılır. Çünkü 01.01.2002 tarihinden önce yürürlükte olan Medeni Kanun, eşler arasında yasal olarak Mal Ayrılığı Rejiminin geçerli olduğunu kabul etmekteydi.
  • İkinci Dönem (Şimdiki Dönem): 01.01.2002 tarihinden sonra yürürlüğe giren mevcut Medeni Kanun ise malların yarı yarıya paylaşımı esasına dayanan Edinilmiş Mallara Katılma Rejimini yasal mal rejimi olarak kabul etmiştir. Yani, eşlerin evlilik içerisinde elde ettiği mallar kural olarak (istisnalara aşağıda değineceğiz) yarı yarıya paylaşılacaktır.

Her iki dönem açısından da temel kural şöyledir: Evlenmeden önce alınan mallar kimin üzerine kayıtlıysa onun kişisel malı sayılır ve boşanmada mal paylaşımı hesabına dahil edilmez.

Özellikle belirtmek gerekir ki, boşanmada mal paylaşımı davası açılırken mutlaka belirsiz alacak davası olarak açılmalıdır.

Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Boşanma kararı kesinleştikten sonra boşanan taraflar arasında mal paylaşımı davası görülür. Taraflar mal paylaşımı davası ile üç talepte bulunabilir:

  • KATILMA ALACAĞI
  • KATKI PAYI ALACAĞI
  • DEĞER ARTIŞI PAYI ALACAĞI.

Boşanmada mal paylaşımı, tarafların evlilik birliği içinde edindiği malların paylaşıması esasına dayanır. Bu nedenle evlilikten önce elde edilen mallar hiçbir surette mal paylaşımına dahil edilemez. Evlilik birliği içinde edinilen malların paylaşımında kural, malların yarı yarıya paylaşımı ise de bu kuralın paylaşım oranını değiştiren bazı uygulama esasları vardır. Boşanma sırasında mallar paylaşılırken anahatlarıyla şöyle bir prosedür işlemeye başlar:

  • Boşanmada mal paylaşımı yapılırken öncelikle her eş kendi kişisel mallarını geri alır, yani bu mallar paylaşıma dahil edilmez. Kişisel mal sayılan bu mallar şunlardır:
    • Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
    • Eşlerin üçüncü kişilerden olan manevi tazminat alacakları,
    • Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına hasredilebilecek eşyalar,
    • Yukarıdaki kişisel mallar yerine geçen değerler (Satış, takas vs. yoluyla kişisel mallar yerine geçen para veya diğer değerler).
  • Her eş kendi kişisel mallarını aldıktan sonra evlilik içerisinde elde edilen “edinilmiş mallar” yarı yarıya paylaşılır. Evlilik içerisinde elde edilen “edinilmiş mallar” kanunda şu şekilde tarif edilmiştir:
    • Çalışmasının karşılığı olan edimler,
    • Yukarıda saydığımız kişisel malların gelirleri (malın kendisi değil, geliri hesaba katılır mesela kişisel malın kira geliri),
    • SGK veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacıyla kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
    • Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen maddi tazminatlar (örneğin çalışan eşin iş kazası geçirmesi nedeniyle elde ettiği maddi tazminat),
    • Edinilmiş malların yerine geçen değerler.

Eşler, nelerin kişisel mal sayılacağını evlilik içerisinde sözleşme yaparak kararlaştırabilirler. Eşler, mal rejimi sözleşmesi yaparak bir eşin mesleğini icra ederken kazandığı malvarlığı değerlerini veya bir işletmenin faaliyetinden elde edilen malvarlığı değerleri “kişisel mal” sayılarak boşanma sırasında paylaşım dışında tutulabilir.

Eşlerden biri herhangi bir malın kişisel mal olduğu iddiasında ise bu iddiasını ispat etmek mecburiyetindedir. Çünkü evlilik içerisinde elde edilen malların kural olarak kişisel mal değil, edinilmiş mal olduğu kabul edilir. Eşlerden biri evlilik içerisinde elde edilen malın kişisel mal olduğunu ispat edemezse, o mal edinilmiş mal olarak paylaşıma dahil edilir.

  • Bazen kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasında bir denkleştirme hesabı yapılması gerekebilir. Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir (MK m.230). Örneğin, evlilikten önce ev alan bir eş, bu evin satış parası ve evlilik içinde kazandığı bir miktar parasını bir araya getirerek yeni bir ev satın alırsa; evlilikten önce satın alınan ev kişisel mal olarak kabul edildiğinden, somut olayda kişisel maldan edinilmiş mala bir geçiş olmuştur. Denkleştirme yapılarak bu geçişin hak kaybına yol açması engellenir.

Boşanmada Mal Paylaşımı Davası Açma Süresi (Zamanaşımı)

Boşanmada mal paylaşımı davası, belli bir zamanaşımı süresi geçmeden açılmalıdır. Mal paylaşımı davası, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır (Yargıtay HGK – 2013/520 k). Kanunun belirlediği 10 yıllık süre geçtiği takdirde, mal paylaşımı talebinde bulunmak mümkün değildir.

Uygulamada boşanma davası sonuçlanmadığı halde ayrı bir dava ile mal paylaşımı talep edilmektedir. Bu halde, mal paylaşımı davasına bakan mahkeme boşanma davasının kesinleşmesini beklemekte ve zamanaşımı sorunu bu şekilde daha kolay bertaraf edilmektedir.

Yurtdışında boşananlar açısından mal paylaşımı davasının zamanaşımı süresi, ilgili ülkenin kanunlarına göre boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Boşanmada Mal Paylaşımı Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Boşanmada mal paylaşımı davasının nerede ve nasıl açılacağı; yani yetkili ve görevli mahkeme 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ve MK m.214 ile belirlenmiştir.

Boşanmada Mal Paylaşımı Davası Görevli Mahkeme: Boşanma halinde eşler arasında görülecek mal paylaşımı davasına bakmaya, 4787 sayılı kanun ile kurulan AİLE MAHKEMELERİ  görevlidir.

Boşanmada Mal Paylaşımı Davası Yetkili Mahkeme: Mal paylaşımı davasının görüleceği yetkili mahkeme, yani davanın Türkiye’deki hangi il veya ilçede açılacağı ise şu şekilde belirlenir (MK md.214):

  • Eşlerden birinin ölümü nedeniyle mal rejimi sona ermiş ise, ölenin son ikametgahı mahkemesi boşanmada mal paylaşımı davasına bakmakla yetkilidir.
  • Evlilik mahkemenin boşanma kararı ile sona ermişse veya devam eden bir boşanma davası varsa, boşanma davasına bakmaya yetkili olan mahkeme mal rejiminin tasfiyesini, yani boşanma halinde mal paylaşımını yapmakla da yetkilidir.
  • Yukarıdaki iki durum haricindeki diğer tüm hallerde davalı eşin ikametgahı aile mahkemesi boşanmada mal paylaşımı davasına bakmaya yetkilidir.

Anlaşmalı Boşanma Davasında Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı, tarafların özgür iradesi ve arzusunu göre yapılabilir. Eşler, anlaşmalı boşanma protokolüyle isterse malları yine yarı yarıya paylaşabilir veya başka bir paylaşım oranı da belirleyebilir. Eşlerden biri anlaşmalı boşanma protokolüyle mal paylaşımına dair tüm haklarından feragat de edebilir.

Anlaşmalı boşanma protokolü ile mal paylaşımı davası açmaktan feragat edilecekse, feragat beyanı protokole açıkça yazılmalıdır. Protokole şu şekilde bir ibare yazılmalıdır: “….taraflar edenilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katkı payı, değer artış payı ve katılma alacağı talep haklarından feragat ederler…”

Anlaşmalı boşanma protokolünde; “…nafaka, maddi ve manevi tazminat aldım, başka hiçbir talebim yoktur…” , “…tüm haklarımı aldım, başka mal istemiyorum..” , “ev eşyalarımı aldım, başka hiçbir mal istemiyorum” şeklindeki ibareler boşanmada mal paylaşımı talep hakkından feragat edildiği anlamına gelmez. Bu şekildeki tüm ibareler boşanma davasının eki niteliğindeki maddi ve manevi tazminat, nafaka, ev eşyalarının paylaşımı vb. gibi haklardan feragat edildiği anlamına gelir.

Anlaşmalı boşanma protokolünde tarafların mal paylaşımını yaptıklarına dair açık herhangi bir ibare yoksa, taraflar anlaşmalı boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren başlayan 10 yıllık dava zamanaşımı süresi içinde boşanmada mal paylaşımı davası açabilirler.

Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

ALDATMA NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI , özel bir boşanma sebebi olarak Medeni Kanun m.161’de düzenlenmiştir. Aile mahkemesi, zina (aldatma) nedenine dayalı olarak evlilik birliğinin sona ermesine karar verdiği takdirde mal paylaşımı şu şekilde yapılır:

  • Zina nedeniyle boşanma kararı verilmesinde kusurlu olan eşin katılma alacağı tamamen ortadan kaldırılabilir veya hakkaniyete uygun oranda azaltılabilir. Yani, aldatan eşin diğer eşin edinilen malları üzerindeki alacak hakkı tümüyle sona erdirelebilir veya azaltılabilir.
  • Eşlerin katkı payı alacağı, zina nedeniyle ortadan kaldırılamaz. Yani, eşlerden biri aldatsa dahi, diğer eşin malvarlığına yaptığı katkıyı boşanmada mal paylaşımı sırasında talep edebilir. Örneğin, bir evin tapuda diğer eş üzerine satın alınmasına 50.000 TL vererek katkı sunan eş, zina yapsa bile sunduğu katkının güncel değerini talep edebilir.

Boşanmada Mal Paylaşımına Dair Bazı Güncel Sorunlar

Eşlerden Birinin Ölümü Halinde Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Eşlerden birinin ölümü halinde, eşin ölüm tarihi edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiye tarihi olarak belirlenir. Sağ kalan eş, ölüm tarihine kadar evlilik içinde edinilen malların yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir. Sağ kalan eş, ölenin terekesinden hem mirasçı olması nedeniyle hem de edinilen mallara katılma rejimi nedeniyle alacaklı konumundadır. Ölen eşin terekesinden öncelikle sağ kalan eşin katılma alacağı hakkı ödenmeli, daha sonra sağ kalan eşin de dahil olduğu mirasçılar arasında miras paylaşılmalıdır.

İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, sağ eş tarafından, diğer mirasçılara karşı açılan artık değere katılma alacak isteğine ilişkindir. Mal rejiminin tasfiyesi sonucunda belirlenecek katılma alacağı terekeye ait borç olup, mirasçıların miras paylaşımından önce ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Terekeye ait borç ödendikten sonra kalan miktar, mirasçılar arasında miras payları oranında paylaşılır. Tereke borçlarından bu sıfatını kaybetmemiş tüm mirasçılar, kişisel olarak ( 4721 s.lı 599/2 m ) ve müteselsilen ( 641 m ) sorumludurlar. Mirasçılık sıfatına sahip olduğundan ( 499 ) alacaklı ve borçlu sıfatı davacı sağ eş de birleşmiştir. Tüm bu açıklamalar nedeniyle, davacı mirasçı sağ eşin mal rejiminin tasfiyesi nedeniyle talep ettiği ve terekeye ait borç sayılan alacak miktarından, davanın mirasçılar arasında görülmesi nedeniyle, davacı da dahil bütün mirasçılar miras payları oranında sorumludurlar (Y8HD-K. 2017/11614)

Evlenmeden Önce Krediyle Alınan Mallar Nasıl Paylaşılır?

Boşanmada mal paylaşımı, kural olarak evlilik içinde edinilen malların paylaşılması esasına dayanır. Evlenmeden önce satın alınan mallar, satın alan eşin kişisel malı olarak kabul edildiğinden mal paylaşımına dahil edilmez.

Evlenmeden önce satın alınan, ancak kredisi evlilik içinde ödenen ev, araba, arsa vb. gibi mallar belli bir hesaplama tekniği ile boşanmada mal paylaşımına dahil edilir. Evlenmeden önce satın alınan, ancak kredisi evlilik içinde ödenen mallar boşanma halinde mal paylaşımına şu şekilde dahil edilir:

  • Evlilik içinde ödenen her türlü kredi ile borcu ödenen her türlü malın “krediyle ödenen kısımı” edinilmiş mal kabul edilir. Bu nedenle, diğer eş evlilik içinde ödenen kredi miktarı üzerinden hak iddia edebilir. Evlilik içinde ödenen kredinin hangi eş tarafından ödendiğinin hiçbir önemi yoktur.
  • Evlilik içinde ödenen kredi bedelinin ev veya arabanın satın alındığı alış fiyatına oranının ne olduğu hesaplanır.
  • Ev veya arabanın boşanma tarihindeki güncel piayasa değeri bilirkişi raporu ile tespit edilir. Daha önce hesaplanan oran (ödenen kredinin evin alım tarihindeki değerine oranı) gayrimenkulün güncel değerine de oranlanarak eşin katılma alacağı hesaplanır.

Örnek vermek gerekirse; 100.000 TL’ye satın alınan bir evin 40.000 TL’lik kredisinin evlilik içinde ödendiğini düşünelim. Evlilik içinde ödenen kredinin evin alım değerine oranı %40’dır. Boşanma sırasında evin güncel piyasa değerinin 200.000 TL olduğunu kabul edersek; evin güncel piyasa değerinin %40’ı 80.000 TL olacaktır. Yani, boşanmada mal paylaşımının konusu olacak değer 80.000 TL olacaktır. Eşler, ednilmiş malları yarı yarıya paylaşacağından diğer eş kredisi evlilik içinde ödenen ev nedeniyle 40.000 TL talep edebilecektir.

Boşanma Davası Açılmadan Önce Satılan Mallar Paylaşıma Dahil midir?

Eşler, evlilik süresi boyunca malları üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunabilirler. Ancak, “boşanma davasının açıldığı tarihe kadar edinilmiş olan” ve elden çıkarılan tüm mallar, boşanmada mal paylaşımına dahil edilir. Boşanma davasının açıldığı tarih, eşler arasındaki mal rejiminin de tasfiye edileceği tarihtir. Yani, boşanma davasının açıldığı tarihe kadar edinilen tüm malvarlığı değerleri (nakit para, ev, araba, arsa vs.) mal paylaşımına dahil edilir. Boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin edindiği mallar ise mal paylaşımına dahil edilmezler.

Uygulamada eşlerin boşanma davası açılmadan önce üzerlerine kayıtlı ev, arsa, otomobil vb. malları üçüncü kişilere devrederek paylaşım dışı tutmaya çalıştıkları görülmektedir. Amcak, boşanma davası açılmadan önce satılan mallar da boşanmada mal paylaşımı hesaplamalarına dahil edilir. Yani, mallar satılsa dahi mal paylaşımı yapılırken bu malların değeri bilirkişi raporu ile tespit edilerek diğer eşin alacak hakkı hesaplanır.

Hemen belirtelim ki, boşanmada mal paylaşımı davasında borçlu çıkan eşin malvarlığı diğer eşin alacak hakkını karşılamaya yetmezse, alacaklı eş, karşılıksız kazandırmalardan faydalanarak malı devralan üçüncü şahıslardan eksik kalan alacak miktarını isteyebilir (MK md.241).

Boşanma davası açıldıktan sonra mallar kendisine devredilen üçüncü kişi de belli koşullarda hukuki sorumluluk altına girer:

Davalı eski eşin, diğer davalı H’ye edinilmiş mal niteliğinde olan aracı devretmesi, TMK m. 229/2 uyarınca artık değere katılma alacağı hesabında eklenecek değer niteliğindedir. Aynı maddenin son fıkrasında (TMK m. 229/2-son) ise; bu gibi kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararının, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebileceği öngörülmüştür. Bu tasarruflardan kaynaklanan katılma alacağından öncelikle, davalı eski eş… sorumludur. Bu aşamada diğer davalı ile birlikte müteselsil sorumluluğu oluşmamıştır. Diğer yandan, bu gibi kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı dava açılabilmesinin koşulları da, TMK 241. maddesinde düzenlenmiştir. İşte, belirtilen bu ihbarın yapılmış olmasının yaratacağı hukuki sonuç; üçüncü kişi aleyhine sonradan aynı Kanun’un 241. maddesine dayanılarak alacak davası açıldığında, 229. maddedeki kazandırma veya devir koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin yeniden araştırma konusu yapılmamasıdır. Eşin talep hakkı, edinilmiş malın mülkiyetine yönelik bir ayni hak olmayıp, malın değeri üzerinden hesaplanan bir alacak hakkı niteliğinde olduğundan; karşılıksız kazandırma veya devrin yapıldığının tespit edilmesi halinde, işlemin (tasarrufun) iptaline karar verilemez ve eşle birlikte üçüncü kişi davalı olarak gösterilse bile, bu aşamada davacı lehine hüküm altına alınan katılma alacağından üçüncü kişi sorumlu tutulmaz. Üçüncü kişi hakkında eşle birlikte dava açılması halinde; kararda TMK. 229. maddesindeki amaç ve doğrultuda üçüncü kişi lehine kazandırma veya devir yapıldığının tespit edilmiş olması yeterlidir. İlk aşamada hüküm davalı eski eş yönünden karara bağlanacak ve davalı eski eş yanında davalı gösterilen üçüncü kişi yönünden bu dava aynı zamanda TMK.229/2-son maddesindeki ihbar işlevini de yerine getirmiş olacaktır. Bu sonuç, ancak hüküm altına alınan katılma alacağının tahsili aşamasında borçlu eşin malvarlığı ya da terekesinin borcu ödemeye yetmediğinin anlaşılması durumunda, sonradan üçüncü kişi aleyhine eksik kalan ve kazanılan miktarla sınırlı olarak alacak davası açılabileceği; bir başka anlatımla, borçlu eşin malvarlığı veya terekesi tasfiye borcunu ödemeye yetiyorsa, hiçbir zaman lehine kazandırma yapılan üçüncü kişi davacıya ödenecek katılma alacağından sorumlu tutulmayacağına ilişkin TMK. 241. maddesi hükmüyle de uyumlu olacaktır (Y8HD-K.2017/2301).

Mal Paylaşımı için Evlilikten Önce Sözleşme Yapmak Gerekir mi?

Mevcut Medeni Kanuna göre yasal mal rejimi “Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi” dir. Yani evlenirken hiçbir sözleşme yapılmasına gerek yoktur. Deyim yerindeyse, eşler nikah defterine imza attıktan hemen sonra satın alınan tüm mallar, boşanma sırasında kural olarak yarı yarıya paylaşılacaktır. Malların yarı yarıya paylaşılması doğrudan kanundan kaynaklanan bir hak olduğundan ayrıca mal paylaşımı sözleşmesi yapmaya gerek yoktur.

Ancak, eşler malların yarı yarıya paylaşımı dışında bir oran belirlemek veya yasal mal rejimi dışında bir rejim belirlemek için evlilikten önce veya sonra sözleşme yapabilirler.

Şirket Hisseleri Nasıl Paylaşılır?

01.01.2002 tarihinden sonra edinilen şirket hisseleri, edinilmiş mallara katılma rejimi gereği mal paylaşımına dahil edilir. Şirket hisselerinin gerçek piyasa değeri belirlendikten sonra, belirlenen bu değer üzerinden diğer eşin katılma alacağı hesaplanır. Mal bölüşümü konusu yapılan şirket hissesinin, limited şirket, anonim şirket, komandit şirket vb. şirketlerden herhangi biri olmasının hiçbir önemi yoktur. 01.01.2002 tarihinden önce edinilen şirket hisseleri kişisel mal olarak kabul edildiğinden mal bölüşümüne dahil edilemez. Her halukarda şirket hisseleri nedeniyle 01.01.2002 tarihinden sonra elde edilen her türlü gelir veya kar üzerinde diğer eşin katılma alacağı mal bölüşümü yapılırken hesaba katılır. Örneğin, 1999 yılından anonim şirket hisseleri bulunan eşin, bu hisse nedeniyle 2002-2018 yılları arasında 100.000 TL kazanç elde ettiğini varsayalım. Şirket hisseleri, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden önce satın alındığından eşler arasında mal bölüşümüne dahil edilemezler. Ancak, şirket hisseleri nrdeniyle elde edilen gelirin yarısı, yani somut örneğimizde 50.000 TL’nin diğer eşin katılma alacağı olarak kendisine verilmesi gerekir.

Eşler, 07.05.2000 tarihinde evlenmiş, 22.05.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TM’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı m. TKM 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202). Tasfiyeye konu … Limited Şirketi ise, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 08.06.1998 tarihinde kurulmuştur ve kişisel maldır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179). Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan malvarlığı değerleri, o eşin kişisel malıdır (4721 s.lı TMK’nun m. 220/2) Aksi mal rejimi sözleşmesiyle kararlaştırılmamışsa kişisel malların gelirleri edinilmiş maldır (TMK’nun m. 219/4 ve 221/2). Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut edinilmiş mallar tasfiye edilir (4721 s.lı TMK’nun m. 235/1). Malvarlıkları, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vs.) göre değerlendirilir (TMK’nun m. 228/1). Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki (TMK’nun m. 227/1 ve 235/1), sürüm (rayiç) değerleri (TMK’nun m. 232, 239/1) hesaba katılır. Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri belirlenmelidir. Kişisel mal niteliğindeki şirket üzerinde davacı eşin mal rejiminin tasfiyesi sonucu oluşacak alacak hakkı bulunmamaktadır. Ne var ki; aksi kararlaştırılmadığından şirket geliri edinilmiş mal olduğundan, mevcut ise tasfiye davasının konusu olabilir. Mahkemece yapılacak iş; öncelikle yukarıda açıklanan yasal düzenleme, ilke ve esaslar çerçevesinde, 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden mal rejiminin sona erdiği 22.05.2009 tarihine kadar, dava konusu şirketin kar edip etmediğinin, kar etmişse davalı eşe şirket kar payı (temettü=kazanç) ödenip ödenmediğinin, ödenmişse mevcut olup olmadığının ya da her hangi bir yatırıma dönüştürülüp dönüştürülmediğinin, kar payı ödemesi yapılmamışsa karın şirkete yatırım olarak kullanılıp kullanılmadığının araştırılıp belirlenmesidir. Kar payı ödemesi yapılmış veya karın şirkete yatırım olarak kullanılması durumunda, bu miktarların mal rejiminin sona erdiği tarih itibarıyla ulaştığı reel değer belirlenerek mal rejiminin tasfiyesinde göz önünde bulundurulmalıdır (Y8HD-K.2016/13500)

Evlilik İçinde Alınan Malları Boşanmada Mal Paylaşımı Dışında Tutmak İçin Ne Yapılmalı?

Eşler evlilik içinde edindikleri mallarını paylaşmak istemiyorlarsa buna uygun bir mal paylaşımı sözleşmesi yapabilirler. Eşler evlenirken veya evlendikten sonra diledikleri mal rejimini seçebilirler. Eşler, evlilik içinde edinilen malları paylaşmak istemiyorsa sözleşme yaparak Mal Ayrılığı Rejimini seçebilir. Böylece, her eş evlilik içinde kazandığı mal üzerinde tek başına hak sahibi olur. Mal ayrılığı rejiminde, boşanmada mal paylaşımı esnasında bir eş diğer eşin evlilik içinde edinilmiş malı üzerinde hak talebinde bulunamaz.

Mal Ayrılığı Sözleşmesi, iki şekilde yapılabilir. Birinci yöntem, evlilik sırasında evlendirme memurluğuna bir dilekçe verilerek eşler arasında Mal Ayrılığı Rejimi’nin seçildiğinin bildirilmesidir. İkinci yöntem ise noterde Mal Ayrılığı Sözleşmesi yapılmasıdır. Noterde yapılacak sözleşme evlilikten önce veya sonra her zaman yapılabilir. Yani, eşler evlendikten 5 yıl sonra dahi notere giderek Mal Ayrılığı Sözleşmesi yapabilirler. Boşanma halinde evlilik mallarının paylaşımı, bu sözleşmeye göre yerine getirileceğinden boşanma sırasında çiftler arasında ortaya çıkması muhtemel bir uyuşmazlık engellenmektedir.

Eşler sözleşmeyle “Mal Ortaklığı” gibi evliliğe özel bir ortaklık rejimi de kurabilirler.

Miras Kalan Mallar Boşanmada Mal Paylaşımına Dahil midir?

Yukarıda açıkladığımız üzere boşanmada mal paylaşımı halinde eşlerin kişisel malları paylaşıma dahil edilmez. Medeni Kanun’a göre evlilik sırasında eşlerden birine kalan miras, kendisine miras kalan eşin kişisel malı olarak kabul edilmiştir. Yani boşanma halinde, diğer eş mal paylaşımı sırasında eşine miras kalan mal üzerinde hiçbir hak talep edemez.

Hemen belirtelim ki; miras kalan mal nedeniyle elde edilen gelirler, örneğin miras kalan gayrımenkulün kiraya verilmesiyle elde edilen kira geliri, edinilmiş mal sayıldığından diğer eş mal paylaşımında evlilik sırasında elde edilen bu gelirin yarısı üzerinde hak sahibi olur.

Bir Eşe Bağışlanan Mallar veya Paralara Boşanmada Mal Paylaşımı Sırasında Diğer Eş Ortak Olabilir mi?

Evlilik sırasında eşlerden birine bağışlanan her türlü ev, araba, para veya parasal değeri olan her şey bağışlanan eşin kişisel malıdır. Yani, diğer eş boşanma halinde mal paylaşımı sırasında bu mallar üzerinde hiçbir hak talep edemez. Fakat bu malların evlilik içerisinde elde edilen kira gelirleri, faiz gelirleri edinilmiş mal kabul edildiğinden, boşanma sırasında diğer eş bu gelirlerin yarısı üzerinde hak sahibi olur.

Evlilikten Önce Alınan Malları Satılarak Evlilik İçinde Yeni Mal Satın Alınması

Mal paylaşımı, evlilik içerisinde elde edilen malların paylaşımı esası üzerine kurulmuş bir sistemdir. Evlilikten önce alınan mallar, kişisel mal olarak kabul edilir. Dolayısıyla evlilikten önce alınan bir malın satılarak evlilik içinde yeni bir mal alınması halinde, bu mal üzerinde diğer eşin hak sahibi olması mümkün değildir. Ama evlilikten önce alınan malın değerine, bir miktar para veya mal eklenerek yeni bir mal alınırsa, bu eklenen değerin malda meydana getirdiği artık değerin yarısı üzerinde diğer eş hak sahibi olur.

Bir Eşin Üçüncü Kişilerden Aldığı Maddi ve Manevi Tazminat ve Boşanmada Mal Paylaşımı

Manevi tazminatlar, kişisel mal olarak kabul edildiğinden boşanmada mal paylaşımı davasında diğer eşin manevi tazminat üzerinde hiçbir yasal hakkı yoktur. Maddi tazminatlar ise edinilmiş mal olarak kabul edilir. Yani, eşlerden biri bedensel zarar nedeniyle herhangi bir maddi tazminata hak kazanırsa, diğer eş boşanma halinde maddi tazminatın yarısı üzerinde hak sahibi olur.

Evlilikten Önce Alınan Malların “Kira Geliri” Mal Paylaşımına Dahil midir?

Evlilikten önce alınan taşınmazların kira geliri, evlilik içinde elde edilen mal sayıldığından, boşanmada mal paylaşımı sırasında diğer eş bu kira gelirlerinin yarısı üzerinde hak sahibi olur. Çünkü, gayrimenkul mallar evlilikten önce alınsa bile malın getirdiği gelir evlilik içerisinde elde edilmektedir. Fakat bir sözleşmeyle diğer eşin bu gelirleri talep etmeyeceği hususu hüküm altına alınabilir.

Bir Eşin Diğer Eş Tarafından Satın Alınan Mallara Sunduğu Katkı Boşanmada Mal Paylaşımı Hesabına Dahil Edilir mi?

Eşlerden biri diğer eşin üzerine kaydedilen herhangi bir taşınır veya taşınmaz malın alınmasını, tamir edilmesini, iyileştirilmesini veya herhangi bir suretle malın değer kazanmasını sağlayacak şekilde katkı sunmuşsa, diğer eşten sunduğu bu katkının güncel değerini boşanmada mal paylaşımı sırasında geri isteyebilir. Örnek vermek gerekirse 2005 yılında 100.000 TL’ye alınan bir taşınmaza bir eş 30.000 TL katkı sunmuşsa, 2015 yılında taşınmazın değerini 200.000 TL olarak kabul ettiğimizde katkıyı sunan eşin alacağının güncel bedeli yaklaşık olarak 60.000 TL olacaktır.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ile Edinilen Malların Boşanmada Paylaşılması Usulü

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen, bazı yönleri itibarı ile talih ve tesadüfe, ayrıca şekle bağlı bir sözleşme olarak tanımlanabilir. Nitekim söz konusu sözleşme, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 611. maddesinde ‘Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir.’ olarak tarif edilmiştir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi TBK’nun 611. maddesindeki tarifinden anlaşılacağı üzere tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olup, karşılıklı taahhüt ve ivazlar içerir. Ayrıca, ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım borçlusunun ediminin bir süreye tabi olması nedeni ile de sürekli borç doğuran bir sözleşmedir.

Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;

Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, mahkemece tasfiyeye konu taşınmazın edinilmiş mal olduğunu kabul edilerek taşınmazın değerinin tamamının üzerinden hesaplanan katılma alacağına hükmedildiği, davalı eşin taşınmazı annesinden eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devraldığı, davalı eşin annesinin (bakım alacaklısının) boşanma dava tarihinden sonra 21.07.2011 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Yukarda açıklanan yasal düzenlemeler ve açıklamalardan anlaşıldığı üzere, ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım borçlusunun edimi süreklidir ve sözleşme bakım alacaklısının yaşam ömrüne bağlı olarak talih ve tesadüfe bağlıdır. O halde, tasfiyeye konu taşınmazın, evlilik birliği içinde başlayan ve boşanma davasından sonra da devam eden bakım borcunun karşılığında edinmiş, yani taşınmazın karşılığı olan edimin (bakım borcu) boşanma davasından sonra da devam ettimiştir. Tüm bu açıklamalara göre, taşınmazın bir kısmının evlilik birliği içinde emek karşılığında edinildiğine göre, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin yapıldığı tarih ile bakım alacaklısının vefat ettiği tarihleri, edimin devam ettiği boşanma dava tarihinden sonraki ve evlilik birliği içindeki süreleri dikkate alınarak, edimin tamamının süresinin evlilik birliği içindeki edim süresine oranı belirlenerek ve diğer tüm deliller de değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır, bozmayı gerektirmiştir (Yargıtay 8. HD – Karar : 2017/9262).

Aile Konutunun Özgülenmesi veya Mülkiyet Hakkı Talebi

Sağ eş ya da ölen eşin yasal mirasçıları lehine konut üzerinde mülkiyet hakkının tanınması için; aile konutu olması, mal rejiminin ölümle sona ermesi ve sağ eşin katılma alacağının olması ve haklı sebeplerin bulunması gerekir. Mahsuba esas alınacak katılma alacak miktarı, iddia ve savunma doğrultusunda, aynı mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde belirlenmelidir. Haklı sebep, her somut olaydaki tarafların ekonomik ve sosyal yaşantılarına, meslek ve sanatlarına, miras ve tapu sicilindeki pay oranlarına vs göre belirlenmelidir.

Aile konutu üzerine, mülkiyet hakkının tanınmasını gerektiren yasal koşulların gerçekleştiğinin kanıtlanması durumunda, katılma alacağına mahsuben, yetmezse belirlenecek ilave bedelin davacı tarafça mahkeme veznesine depo ettirilmesi sağlandıktan sonra mahkemece tapu kaydının iptali ile tesciline karar verilmelidir.

Söz konusu değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır (Y8HD-Karar:2017/2296).

Evlilik Sırasında %50 Dışında Bir Mal Paylaşımı Belirlemek Mümkün mü?

Eşler arasında uygulamada evlilik sözleşmesi olarak adlandırılan mal rejimi veya mal paylaşımı sözleşmesi yapılmadığı müddetçe esas olan malların yarı yarıya paylaşılmasıdır.

Medeni Kanun’a göre, eşler bir sözleşmeyle kanunun belirlediği oran dışında bir oran belirleyebilir. Eşler, boşanma halinde malların paylaşım oranını noterde yapacakları bir sözleşmeyle belirleyebilir.

Mal paylaşımı davası, birçok pratik sorunların ortaya çıktığı karmaşık bir dava türüdür. Evlilik sözleşmesi, her hükmü geçerli olan bir sözleşme türü değildir. Bu nedenle, mal paylaşımına dair evlilik sözleşmesi yapılırken mal paylaşımı dışında yükümlülük getiren hükümlerin geçerli olup olmadığı Medeni Kanun’un emredici kuralları dikkate alınarak değerlendirilir.

Boşanmada Mal Kaçırma Nasıl Engellenir?

Boşanmada mal kaçırma, uygulamada eşlerin diğer tarafa tazminat ödememek veya mal paylaşımı neticesinde yükümlülüklerini yerine getirmemek için sık sık başvurdukları bir yöntemdir. Boşanmada mal paylaşımı davasının etkili bir sonuç doğurabilmesi için, diğer tarafın mal kaçırma amacıyla yaptığı işlemlerin engellenmesi gerekir.

Boşanmada mal kaçırma işlemlerini engellemenin en kolay yolu, mallar üzerine “ihtiyati tedbir” konulmasıdır. İhtiyati tedbir kararı aile mahkemesi tarafından verilmektedir. Mal paylaşımı davası ile birlikte ihtiyati tedbir talep edildiğinde, aile mahkemeleri davalıya ait malların satışı engellemek için malların tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasına karar vermektedir.

Ayrıca, aile konutu olarak kullanılan gayrimenkul tapuda hangi tarafın adına kayıtlı olursa olsun, ilgili tapu sicil müdürlüğüne yapılacak bir başvuruyla taşınmaz kaydına “aile konutu şerhi” verilebilir. Tapu kaydına aile konutu şerhi düşülen gayrimenkul, diğer eşin rızası olmadan satılamaz.